f1 turkey

F1 TURKEY


Ferrari'de Zafer, Seyircide Hüsran !

" Avusturya Alplerinde sıcak şömine karşısında İtalyan kırmızı şarabı ister misiniz? O zaman size duble Ferrari ısmarlayalım !... "

Sezonun 6. yarışı, F1 otoritelerince " stop & go " diye tabir edilen ve kısa bir pist olan Avusturya A1-Ring pistinde sansasyonel bir sonuçla bitti. Pistin karekteristiği ise ufak tefek hileleri dışında teknik olarak tabir edilebilecek fazla bir özelliğinin olmaması ama buna karşılık frenaj ve motor gücünün ön plana çıkması olarak özetlenebilir. Bu yüzden tüm takımlar için pist eşit sayılır. Yani ne çok iyi ne de çok kötü ! Lastikler açısından ise pistin Barcelona'ya göre daha az aşındıran bir pist olması, lastiklerin daha yumuşak hamurlu ve uzun ömürlü olmasını sağlarken tek pit-stop stratejisini daha verimli kılar.

Yarış öncesi; F1 dünyasında üzerinde en çok konuşulan konu, Ferrari' nin şu ana kadar göstermiş olduğü olağanüstü hakimiyet ve rakiplerinin buna yeterince cevap verememesiydi. Bu nedenle yarış öncesi F1 medyasında tartışılan ve sorulan tek soru ise Schumi ve Ferrari' nin belirgin üstünlüğüyle F1'in sıkıcı hale gelmesi ve buna karşı ne yapılabileceğiydi? Williams' ın sahibi Sir Frank Williams ise Ferrari'nin direksiyonuna geçecek üst sıralardaki herhangi bir pilotun yine şampiyon olabileceğini söyledi. Nedenini ise Ferrari'nin sahip olduğu teknik altyapı ve imkanlarla belirtti. Buna karşılık Schumi'nin ezici üstünlüğü hakkındaki soru, FIA patronu Mosley tarafından "zaman zaman her sporda monotonluk olur" şeklinde bir cevap ile karşılandı. Aslında bu sorunun tek cevabı her halde mevcut rekabetin artmasını dilemekten başka bir şey değil !

Sıralama Turlarında; Artık Ferrari'lerin pole derecesi elde etmesi kimseyi şaşırtmıyor. Sorulan soru ise Schumi mi yoksa Barrichello mu birinci gelecek? Sıralamada en önemli sürpriz hiç kuşkusuz Schumi'den geldi. Schumi, sıralama öncesi hazırlık turlarında yapmış olduğu dereceyi bile yapamayarak herkesi şaşırttı. Yoksa 67 küsür saniye civarında bir pole derecesi elde edebilirdi. Aslında sorunun kaynağı aniden çıkan fren problemiydi ama kısıtlı sürede çözülemeyince Schumi de son turunda yedek arabaya geçdi fakat üçüncü olabildi. Barrichello, Ferrari takımının 2004 yılı sonuna kadar kendisiyle kontrat yapmasının verdiği moralle birinci gelirken Williams'dan Ralf ikinci Montoya ise alışılanın aksine (Schumi ile benzer akıbeti paylaşarak) yedek arabayla takım arkadaşından geride kalarak dördüncü oldu. Dikkati çeken bir diğer nokta Ferrari ile Williams arasındaki zaman farkının bu kez uçurum boyutunda olmamasıydı. Sıralamada en iyi derecelerden birini de 5 ve 7. sıradaki pozisyonlarıyla mütevazi Sauber' ler yaparken biraz da bunu daha da geliştirdikleri Petronas motoruna (geçen seneki Ferrari motoru) borçluydular. Renault ise sıralamadaki düşük pozisyonlarıyla bu kez otoriteleri çok şaşırttı. Keza McLaren'da performans olarak bekleneni veremedi. David'in performansının diğer pilot Kimi'den kötü olması ekip için düşündürücüydü.

Yarışa Geçersek; Her şeyden evvel Ferrari için çok güzel geçen hafta sonu gereksiz takım emriyle tatsız bitti. Zaten sürücüler klasmanında rakipsiz ilk sırada yer alan Schumi'nin Barrichello'nun birinciliği ikram etmesine hiç ihtiyacı yoktu. Kaldı ki Schumi de bundan rahatsızlık duymuş ve yarış sonrası kürsüyü Barrichello'ya terk etmişti. Doğru veya yanlış daha çok tartışılacak ama Ferrari takımının son turun son metrelerinde yarışın birincisini değiştirmesi seyirciler de şok yarattı. Bu tür kararların daha farklı zaman ve tarzda alınmış olması tepkiyi azaltabilirdi ama zamanlama ve şekli hiç hoş olmadı. Ancak seyircinin efsanevi şampiyonu yuhalaması ise çok sert ve aşırı bir tepkiydi. Ferrari açısından ise ortada garip bir şey yok. Zira şampiyonluğa giden bir pilotları var ve her şey onun başarısına endeksli. Tüm rekorları kırması ve Ferrari' nin adını her yerde duyurması için bütün kaynaklar Schumi'ye seferber edilmiş vaziyetde. Sanki Ferrari ile Schumi aynı kaderleri paylaşmış durumda. Kaldı ki takım emri Ferrari'de sadece Schumi için geçerli değil. 1999 yılında Schumi'nin Silverstone kazasından sonra şampiyonluk kovalayan Eddie Irvine'a takım emriyle Mika Salo tarafından birincilik ikram edilmişti. Demek ki Ferrari'de her şey kazanma şansı yüksek pilot için.

Yarış ise satır başlarıyla;

Ferrari; Yarışın gerçek galibi Barrichello'ydu. Takım emriyle birinciliğe layık görülen Schumi antisempatizanlarına bir koz daha verdi. Gerçi bu yarışı çok zorlasa alabilirdi de ama gerek yarışa başlangıç pozisyonu, gerek takım emirleri (Ferrari'de pilotların birbiriyle yarış içi rekabetleri hoş karşılanmıyor) ve gerekse kazalar bunu imkansızlaştırmıştı, ta ki Barrichello yol verene kadar. Bu spekülatif hareketi bir kenara bırakırsak bu kadar kısa bir pistte Ferrari'ler inanılmaz hızlıydı. Çift pit stop stratejisi kazalar nedeniyle mi oldu bilinmez ama zaten rakiplerinden her halukarda farklı ve hızlıydılar ve kendi klasmanlarında yarıştılar. Genel klasmanda durumu ise 6'da 5 yaptılar.

Williams; Kazaların bir başka mağduru da Ralf oldu. Montoya ile yarışın başındaki 10 saniyenin üzerindeki fark, kazalar nedeniyle (yarış güvenlik arabası peşinde sürünce) eridi. Montoya ise şansının da yardımıyla Ralf'in önünde üçüncü oldu. Asıl önemli olan ise Ralf'in Montoya ile arasındaki sezon başı farkı kapaması ve son yarışlarda daha istikrarlı ve becerikli olması şeklinde gözüktü.

McLaren; Mercedes motorunun güç zayıflığı yarışta kendini daha çok belli etti. Rakipleri karşısında zor anlar yaşayan McLaren'ın işi zor. Artık şampiyonada takım üçüncülüğüne oynayacakları kesin gibi.

Renault; İyi başlamadılar ve aslında kazalar olmasa iyi de bitiremeyeceklerdi. Renault bu yarışta hayal kırıklığı yarattı.

Sauber; Çok iyi başladılar ama çok da kötü bitirdiler. Normalde dereceye girmeleri haklarıydı. Heidfield'in kazası çok şanssızdı ve ucuz atlatıldı.

BAR; Jacques Villenueve gerçekten iyi ve temiz geçişler yaptı ve eski şampiyonluk günlerini anımsattı. Aslında altında iyi bir araba olsa kesin birinci bitirecek kapasitede yarıştı. Puan alabilmeliydi ama iflas eden Honda motoru buna izin vermedi. Takım arkadaşı Panis ise kayıplarda.

Jordan; Yarışta 5. olan Fisichella gibi yetenekli bir pilot paslanıyor ve yazık oluyor doğrusu. Sato ise kazadan gerçekten ucuz kurtuldu ama F1'de başarı için daha çok çalışması lazım.

Toyota; Motor güçlerinin verdiği güvenle orta sıralardaydılar. İddiasız oldukları sezonda ellerinden gelenin en iyisini yaptılar denilebilir.

Arrows; Performansları iyiydi. Mütevazi bütçeleriyle en iyisini yapmaya çalışıyorlar.

Jaguar; Silverstone yarışına kadar herhangi bir gelişim kaydetmeyeceği açıklanan takımdan çok fazla şey beklemek hata. Belki Silverstone' da denenecek yeni aerodinamik paket farklı bir başlangıç olur.

Minardi; F1'in en zayıf takımı olmasına rağmen Mark Webber kendini ispat etmeye çalışıyor. Alex ise pistte piyon rolünde.

Lastik Savaşlarında; Bridgestone zafer serisine devam ediyor... Ferrari ile birlikte şampiyonluk kürsüsünü ipotek altına aldılar. Eğer yarışlar ve sonuçları böyle devam ederse bu sene Michelin in sürpriz yapması bile şansa kaldı gözüküyor.

F1 dünyasında; Üzerinde spekülasyon yapılan bir diğer konu da tekrar açıklık kazandı. Volkswagen'in motor sporları patronu Frans-Josef Paefgen, verdiği demeçte parasal ve teknik olarak imkana sahip olmalarına rağmen F1'e girmeye niyetleri ve ihtiyaçları olmadığını bir kez daha açıklarken F1'i kendilerine karlı görmediklerini söyleyerek dedikodulara yanıt verdi. Eğer F1'e girmiş olsa VW'nin Audi yada Bentley takımı adıyla yarışacağı varsayılıyordu.

Son bir sözde Türkiye F1 projesi hakkında... Şimdiye kadar dört senede bir yapılan Olimpiyatları düzenlemek için kaynaklarımızı seferber edene kadar bir F1 pisti inşa edebilseydik belki şu ana kadar çok daha fazla getiri sağlayabilirdik. Bizim dışımızda Çin-Pekin ve Rusya-Moskova'nın da pistlerini tamamlayarak F1 takvimine gireceklerine kesin gözüyle bakılıyor. Aslında üzerinde durulması gereken en önemli nokta biz bu işe ne yatırıp ne alacağız ? Riskleri iyi hesaplamak gerekiyor. Mevcut ekonomik krizin tüm dünyayı etkilediği gibi F1 dünyasını da etkilediği bir gerçek. Hali hazırda 2006 yılından sonra F1'in akıbeti tam olarak neticelenmedi. Bazı büyük takımların kendi aralarında F1'e rakip olabilecek yarış düzenlemek konusunda planları var. Bu gibi soru işaretleri F1 yatırımının fizibilitesinin önemini arttırıyor. Biz ise sigara yasağı veya hangi şehirin daha uygun olacağı gibi temel konularda net cevap bulamadığımız veya hızlı hareket edemediğimiz için zaman kaybediyoruz. Yoksa rant savaşları mı hortluyor? Karamsar olmayalım ama gerçekçiliği de elden bırakmayalım. Yoksa korkarız bu işi yapmaya başladığımızda ortada F1 yarışı falan bile kalmayabilir yada olsa bile bize diğerlerinden fırsat düşmeyebilir !...

kaynak: f1turkey.com

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !